Türk Birliği İçinde Siyasal İşbirliğinin Önemi

Ata Atun

 

 

 

 

Adı Soyadı : Prof. Dr. Ata ATUN

Temsil Ettiği Kuruluşun Adı : SAMTAY VAKFI

E-posta Adresi: ata.atun@atun.com

 

TÜRK BİRLİĞİ İÇİNDE SİYASAL İŞBİRLİĞİNİN ÖNEMİ

17 Temmuz 2008, Yalova Türkiye

 

1.   DÜNYADAKİ BİRLİKLER

 

Dünyamız 21.ci asrın başında tek kutuplu gözükse de kendi içlerinde birlikler oluşturmuş birçok ülkeler var.  Bu birçok birliklerin içinde de siyasal işbirlikleri mevcut.

ABD[1], AB[2], NATO[3], ŞANGAY İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ (ŞİÖ)[4] , NAFTA[5], FRANKOFONİ DEVLETLERİ[6], İNGİLİZ ORTAK REFAH ÜLKELER TOPLULUĞU[7], İSLAM KONFERANSI ÖRGÜTÜ[8] kuruluş amaçları farklı olsa da kendi içlerinde birlik oluşturmuş ülkelere birer örnek gösterilebilir.

Bu birliklerin bazıları ise kuruluş amaçlarına ilaveten “Siyasi İşbirliği”ne de girmişlerdir. Kutuplaşmanın hızla belirginleşmeye başladığı ve kaçınılmaz olduğu günümüzde Türk Devletleri çeşitli konularda birlik olabilme aşamasına gelmişlerse de, siyasi işbirliği henüz başlatılamamıştır.

Batı tanımını ilk alan ABD, bu oluşumunu birkaç asır evvelden başlatırken, AB, NATO ve  İNGİLİZ ORTAK REFAH ÜLKELER TOPLULUĞU 20.ci yüzyılın ortalarında,  ŞANGAY İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ (ŞİÖ), NAFTA, FRANKOFONİ DEVLETLERİ ,  İSLAM KONFERANSI ÖRGÜTÜ ve benzeri diğer kuruluşlar da 20.ci yüzyılın sonlarında gerçekleştirmişlerdir.

 

 

 1.1 AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ

 

Kuzey Amerika kıtasında, önceleri her biri birer bağımsız devlet olan, sayıları aşamalı olarak 50’ye çıkmış ve birleşmeden sonra yapılarını bilahare eyalete dönüştürülmüş olan 50 eyaletten oluşan federal bir devlettir. Komşuları, kuzeyde Kanada ve güneyde Meksika’dır. Resmi kuruluş tarihi 4 Temmuz 1776’dır.

 

Katılım süreci içinde Alaska ve Hawai’yi  de içine alan Amerika Birleşik Devletleri'nin 9 milyon kilometrekareden fazla yüzölçümü vardır. Alaska, Kanada'nın kuzeybatısındadır. Hawai ise, Büyük Okyanus'ta olup, kıta üzerindeki Amerika Birleşik Devletleri'nden 3.200 kilometre uzaklıktadır.

 

Amerika Kıtasının 1492'de Avrupalılarca keşfinden sonra İspanyollar, Portekizliler, Fransızlar ve İngilizler, buradaki yerli halkların aleyhine toprak sahibi oldular. İngilizler, Amerika'daki topraklarını genişlettikten sonra İngiltere başta olmak üzere çeşitli ülkelerden göçmenler alıp buralara yerleştirerek koloniler kurdular. 18. yüzyıl ortalarında, bu kolonilerin sayısı 13'e yükseldi ve bu on üç Koloni, Amerika Birleşik Devletleri'nin temelini oluşturdu.

Amerika kıtası insanlar için yeni olanaklar ve yeni bir hayat sağladı. Daha sonra bu koloni sistemi emperyalizm politikasına dönüştü. İngiliz kolonileri Birleşik Krallık'a endüstri konusunda hizmet ediyordu, İngilizler kolonilerden vergi alıyordu. Koloniler zaman içinde İngiliz devletinden farklı bir kimlik geliştirmeye başladı. Nüfus hızla büyüyor, tarıma dayalı ekonomi gelişiyor, iş adamları ticari ataklarda bulunuyordu. Dinsel yapıda da farklılık vardı. Avrupa’dan gelenler tutucu bir Protestanlık geliştirmişti.

Yönetimleri de İngilizlerden farklıydı. Kolonilerin her birinde (Pensilvanya dışında), iki yasama meclisi bulunuyordu. Kolonileri temsil eden alt meclisin üyeleri mal sahipleri tarafından seçiliyor, Krallığı temsil eden üst meclis üyeleri ise İngiliz Kralı'nın tarafından tayin ediliyordu. Kolonilerde yaşayanlar aynı zamanda mahkemeler kurmuştu ve İngiltere hukuk sistemini uyguluyordu.

1756-1763 yılları arasında İngiltere'nin Avusturya, Fransa ve Rusya ittifakıyla yaptığı savaşlar (Yedi Yıl Savaşları), İngiliz maliyesi üzerinde ciddi bir yük oluşturmuştu. İngiltere mali yükünü gidermek amacıyla yeni vergiler koyması, Amerika'daki kolonilerin tepkisiyle karşılaştı. Koloniler yüksek gelirler ödeyip, karşılığında hiç bir şey almamaktan rahatsızdı. Tütün ihracatına gelen ek vergiyle koloniler, 18. yüzyıl ortalarından beri kazanmaya hazır oldukları bağımsızlık mücadelesini hayatta geçirdiler. Savaşın başlarında George Washington, Thomas Jefferson tarafından kaleme alınan ve özgürlük isteklerini dile getiren Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi'ni yayınladı.

Altı yıl süren savaş sonunda, George Washington komutasındaki koloni güçleri tarafından yenilgiye uğratılan İngiltere geri çekilmiş ve 1783 yılında 13 koloninin bağımsızlığını kabul etmiştir. Bağımsızlıklarını ilan eden koloniler, içişlerinde serbest eyaletlerden oluşan Amerika Birleşik Devletleri'ni kurmuşlardır (1787).

1789'da Anayasanın tamamlanıp onaylanmasıyla yeni bir oluşum, yeni bir devlet, yeni bir ekonomik güç ve yeni bir siyasi birlik doğdu.

Bu yeni birliktelik zaman içinde elindeki ekonomik gücü bilinçli bir şekilde kullanarak, dünya siyaseti üzerinde, dünyadaki sınırları yeni baştan oluşturabilecek şekilde etkili olmaya başladı.

ABD, dünya politikalarının tartışıldığı Birleşmiş Milletler Teşkilatının kurucusu ve dünyanın sınırlarının yeniden çizilmesinde söz sahibi olan ve son sözü söyleyen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi ve sonucu belirleyici üyesidir.

 

 

1.2 AVRUPA BİRLİĞİ

 

Avrupa Birliği ya da kısa adı ile AB, İngilizcesi EUROPEAN UNION olan, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi, ekonomik bir işbirliği ve dayanışma birlikteliğidir.

 

Avrupa Birliği'nin temelleri 1951 yılında, 6 ülkenin katılımıyla oluşturulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu'na ve 1957 Roma Antlaşması'na dayanmaktadır. O dönemden bu yana, birlik yeni üyelerin katılımlarıyla boyut olarak büyümüş; var olan yetkilerine yeni görev ve sorumluluk alanları ekleyerek de gücünü arttırmıştır.  

 

Birliğe üye ülkelerin on beşi, avro adıyla anılan ortak para birimini kullanmaya başlamıştır. Avrupa Birliği, üye ülkelerini Dünya Ticaret Örgütü'nde, G8 zirvelerinde ve Birleşmiş Milletler'de temsil ederek dış politikalarında da rol oynamaktadır. Birliğin yirmi yedi üyesinden yirmi biri NATO'nun da üyesidir. Schengen Antlaşması uyarınca birlik üyesi ülkeler arasında pasaport kontrolünün kaldırılmasının da arasında bulunduğu pek çok adlî konu ve içişileri düzenlemelerinde Avrupa Birliği'nin payı bulunur.

 

Avrupa Birliği, devletlerarası ve çokuluslu bir oluşumdur. Birlik içinde kimi konularda devletlerarası anlaşma ve fikir birliği gerekir. Ancak belirli durumlarda uluslar üstü yönetim organları, üyelerin anlaşması olmaksızın da karara varabilir. Avrupa Birliği'nin bu tip haklara sahip önemli yönetim birimleri Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği Konseyi, Liderler Zirvesi, Avrupa Adalet Divanı ve Avrupa Merkez Bankası'dır. Parlamentoyu, Avrupa Birliği vatandaşları beş yılda bir oylama yöntemiyle seçerler.

 

1993 yılında, Maastricht Antlaşması olarak da bilinen Avrupa Birliği Antlaşması'nın imzalanması sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur. Yaklaşık 500 milyonluk nüfusuyla Avrupa Birliği, dünyanın nominal gayri safi yurtiçi hasılasının %30'luk bölümünü oluşturur. (16.8 trilyon ABD$)

 

Avrupa Birliği içinde yer alan İngiltere ve Fransa, dünyanın sınırlarının yeniden çizilmesinde söz sahibi olan ve son sözü söyleyen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleridirler.

 

 

 

1.3 NATO

 

NATO,  İngilizce ismi, North Atlantic Treaty Organization ve Türkçe’si Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü olan, II. Dünya Savaşı sonrası oluşan politik ayrımda, İngiliz Savaş Kabinesi üyesi ve Müsteşar Lord Ismay'ın deyişi ile “Rusları dışarıda, Almanya'yı alaşağı edilmiş halde ve ABD'yi içeride” tutmak amacı ile kurulmuş askeri bir birlikteliktir.

 

Yani amaç salt SSCB'ye karşı güvenlik değil, aynı zamanda Avrupa'nın güvenliği için ABD'nin katkı koymasını sağlamak, Almanya'nın bölgeye tehdit oluşturmadan yeniden silahlandırılmasını gerçekleştirmektir.

9 Nisan 1949'da Washington Antlaşması ile kurulan NATO bir kolektif savunma örgütüdür. Kurucu antlaşmanın özellikle 3., 4., ve 5. maddeleri önemlidir. Bu maddelerle üye ülkeler, ortak savunma için yeteneklerini geliştirmeye, herhangi bir üyenin toprak bütünlüğü, siyasi bağımsızlık ve güvenliği tehlikede olduğunda bir araya gelmeyi ve herhangi birine saldırıldığında bu saldırıya hepsine karşı yapılmış bir saldırı olarak kabul etmeyi taahhüt etmişlerdir.

NATO'nun kuruluşuna karşı, SSCB ve Doğu Bloğu ülkeleri, kendi savunma anlaşmalarını yapmışlar ve Soğuk Savaşın yol açtığı kutuplaşma iyice belirginleşmiştir. Varşova Paktı olarak bilinen bu anlaşma, 1955'ten 1991'e kadar varlığını sürdürmüştür.

Türkiye ve Yunanistan 1952 yılında eş zamanlı olarak NATO'ya kabul edilmiştir. Batı Almanya da 1955 yılında Türkiye'nin onayı alınarak NATO'ya üye olarak kabul edilmiştir. Sadece demokrasi ile yönetilen Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinin bulunduğu bu ittifaka, İspanya, Franko diktatörlüğü yıkıldıktan sonra, 1982 yılında katılmıştır.

NATO'nun etkinlği dış güvenlik ile sınırlı kalmamıştır. Artan uluslararası terör olaylarına karşı etkin rol oynaması, şu durumda olasılığı en fazla olan yeni misyondur. Doğal afetlere müdahalede harekete geçirilmesi de 2005 yılında ard arda gelen doğal afetler sonucunda gündeme gelmiştir.

NATO içinde yer alan ABD İngiltere ve Fransa, dünya politikalarının tartışıldığı Birleşmiş Milletler Teşkilatının kurucusu ve dünyanın sınırlarının yeniden çizilmesinde söz sahibi olan ve son sözü söyleyen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi ve sonucu belirleyici üyeleridirler.

 

 

1.4 ŞANGAY İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ (ŞİÖ)

 

İngilizce adı SHANGHAI COOPERATION ORGANIZATION (SCO) olan ve 1996 yılında devletlerarasında güvenlik alanında işbirliği çalışmalarının gündeme gelmesiyle oluşturulmaya başlanan, ancak, 1997 yılından itibaren aktif olan, şimdiki adıyla Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), Avrasya’daki uluslararası örgütlerin en önemlilerindendir. Kurulduğu dönemde “Şangay Beşlisi” olarak adlandırılan ve Çin, Rusya, Kazakistan, Tacikistan ve Kırgızistan’dan oluşan bu örgüt, Özbekistan’ın da katılımıyla 7 Haziran 2001’de bugünkü yapısına kavuşmuştur.

 

Örgütün kuruluş amaçlarına bakıldığında, sınırdaş devletlerin güvenlik arayışlarının ön plana çıktığını söylemek mümkündür. Ayrıca, ülkelerin kendi içlerindeki çeşitli siyasi ve etnik çatışmalar ile devletlerin bu sorunları izole etme çabaları, sınır güvenliği konusunda devletleri daha ciddi çalışmalar yapmaya yöneltmiştir.

 

Bununla birlikte, ŞİÖ’de yer alan dünyanın iki önemli gücü Rusya ve Çin’in, tarihte aralarındaki sınıra ilişkin yaşadıkları sorunlar, hatta bundan tam 36 yıl önce 2 Mart 1969 yılında Rusya-Çin sınırının bulunduğu Ussuri nehri Damanski adasında, her iki taraftan toplam yaklaşık 900 kişinin ölümüyle sonuçlanan silahlı çatışmaya kadar varan sorunlar, daha sonra Gorbaçov dönemindeki “perestroyka” adı altındaki yeniden yapılanma siyaseti çerçevesinde 16 Mayıs 1991’de çözümlenmiş, geçmişte yaşananlar geride bırakılmış ve taraflar arasında imzalanan sınır anlaşmasıyla iki ülke arasında güvene dayalı işbirliği gelişmeye başlamıştır.

 

Aralık 1991’de SSCB’nin dağılmasıyla Rusya ve Çin arasındaki sınırın Türkistan bölgesi tarafındaki kısmında üç yeni devletin uluslararası tanınmışlık kazanması, bölgedeki yapıyı değiştirmiş, dengeleri bozmuştur.

 

Özellikle, geçmişte hem Çin hem Rus imparatorluklarının genişleme sahasının kesişme noktasında bulunan Türkistan, zengin enerji kaynakları ve stratejik jeopolitik konumuyla her iki dev için de vazgeçilmez ve üçüncü bir güce bırakılamayacak kadar değerli olmuştur.

Terörle mücadele” argümanının ABD tarafından etkin kullanıldığının farkına varan Rusya, 2002 yılında Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ)’nü kurmuş ve akabinde yakın çevresindeki Türkistan bölgesiyle olan güvenlik ilişkilerini bu zemine oturtarak 2003 yılında Kırgızistan’da ve 2004 yılında da Tacikistan’da askeri üsler edinmiştir. Bunun yanı sıra ŞİÖ üye devletlerinin Haziran 2002’de imzaladıkları deklarasyonda da “uluslararası terör, etnik ayrımcılık ve radikal dinci gruplarla” mücadele etme kararı alınmıştır. ŞİÖ, terörle mücadeleyi hedef olarak belirleyen ilk uluslararası örgüttür.

 

Rusya ve Çin’in öncülüğündeki ŞİÖ, uluslararası alanda yakından takip edilmeye başlanan ve Asya kıtası ve dünyada önemi gitgide artan bir örgüt haline gelmiştir. Nitekim Pakistan, Hindistan ve İran gibi devletler ŞİÖ’ye katılmak konusundaki isteklerini açık bir şekilde dile getirmekteyken, Türkiye’nin de bu örgütle ilişkilerinde açılımlar sağlama girişimleri de söz konusu olmuştur.

Çok kutuplu bir uluslararası yapının hayata geçirilebilmesi önümüzdeki dönemde yaşanacak çoğu sıkıntının başlamadan sonuçlanmasına imkan sağlayacaktır. Bu çerçevede Rusya-Çin önderliğinde faaliyet gösteren ŞİÖ şu an bu kavrama yönelik en ciddi oluşumlardan ve gelecekteki alternatiflerdendir.

Bu birlikteliğin elinde ekonomi, uzay çalışmaları, askeri teknoloji, insan kaynakları, enerji hatları, jeopolitik konum ve diğer birçok alandaki potansiyel güç, genişleme süreci yaşanırsa daha muazzam bir güce dönüşebilir.

Hindistan’ın, Pakistan’ın ve İran’ın bu örgüte katılmadaki istekleri olumlşu değerlendirilirse, ŞİÖ, ABD karşısındaki ikinci kutup olabilir.

 

Şangay İşbirliği Örgütü içinde yer alan Rusya ve Çin, dünyanın sınırlarının yeniden çizilmesinde söz sahibi olan ve son sözü söyleyen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleridirler.

 

 

1.5 NAFTA

 

NAFTA, İngilizce adı North America Free Trade Agreement ve Türkçesi Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması olan, Kanada, ABD ve Meksika devletlerinin 1989'da kurdukları ticari ve ekonomik birliktir.

NAFTA’nın kuruluş çalışmaları, ABD ile Kanada arasındaki ticari engellerin kaldırılmasına yönelik görüşmeler GATT’ın (Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması) imzalanmasından sonra başlatılmıştır. Uzun süren görüşmelerden sonra oluşturulan ABD-Kanada Serbest Ticaret Anlaşması, 2 Ocak 1988 tarihinde imzalanmıştır.

Meksika'nın 1986 yılında GATT'a üye olmasından sonra ABD, bu ülkeyle ekonomik ve ticari ilişkileri geliştirmek üzere bir anlaşma imzalamıştır. ABD'nin bir yandan Kanada, diğer yandan Meksika ile yaptığı anlaşmalar, sonuçta ABD-Kanada-Meksika arasında Kuzey Amerika kıtasını içine alacak şekilde bir Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA) oluşturulmasını ön plana çıkarmış ve bu yönde hazırlanan anlaşma 12 Ağustos 1992 tarihinde imzalanmıştır.

NAFTA bir serbest ticaret bölgesi anlaşmasıdır. Buna göre, söz konusu üç ülke kendi aralarındaki ticarette engelleri kaldırmayı ve üçüncü ülkelere karşı ticarette milli tarifelerini sürdürmeyi kabul etmektedirler.

NAFTA’nın zaman içinde Kuzey Amerika ile Güney Amerika kıtalarını kapsayacak şekilde genişlemesi söz konusudur.

NAFTA içinde yer alan ABD, dünya politikalarının tartışıldığı Birleşmiş Milletler Teşkilatının kurucusu ve dünyanın sınırlarının yeniden çizilmesinde söz sahibi olan ve son sözü söyleyen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi ve sonucu belirleyici üyesidir.

 

 

 

1.6 FRANKOFONİ DEVLETLERİ

 

Fransızca “La Francophonie” kelimesi, dilimizde Frankofoni veya Frankofon olarak ifade ediliyor. Anlamı kısaca “Fransızca konuşan” demek. Uluslararası dilde ise daha çok “Frankofoni Ülkeler” şeklinde bir kullanıma sahip.

 

Sözlük anlamı dışında, Resmi kullanımda büyük “F” ile yazılan “Frankofoni”, kurallarını benimseyip üye olmayı seçen 56 ülke ve hükümeti kapsayan uluslararası kurumu niteler. Frankofon ülkelerin çoğunluğu Afrika’da bulunuyor ve 18 ülke Fransızcayı resmi dil olarak kabul etmiş durumda. Ayrıca 57 ülkede Fransızca ya ikinci dil, ya da yaygın olarak kullanılmakta.

 

Kurumsal Frankofoni henüz yenidir. 1970 Mart ayında, Niamey’de Kültürel ve Teknik İşbirliği Ajansı’nın kurulması başlangıç aşamasını oluşturmuştur ve o zamandan sonra adı “Fransızca Konuşan Ülkeler Ajansı” olarak geçmektedir.

Frankofoni, bağımsızlıklarının ardından Güney ülkelerinin bizzat kendileri tarafından istenmiş ve Fransa’nın doğrudan müdahelesi olmaksızın bir dil ve kültür birliği olarak anlaşılmıştır.

Frankofoni, Fransız’nın dünyadaki rolünü artırmak amacıyla yapılan bir takım faaliyetlerle şimdilik karıştırılmasa da, ileriye dönük olarak Fransa merkezli bir birlikteliğe dönüşmesi büyük bir olasılıktır.

Frankofoni Devletler içinde yer alan Fransa, dünyanın sınırlarının yeniden çizilmesinde söz sahibi olan ve son sözü söyleyen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesidir.

 

 

1.6 İNGİLİZ ORTAK REFAH ÜLKELER TOPLULUĞU

 

Ada devleti olan İngiltere, ilk deniz ve sömürge imparatorluğudur. Jeopolitik konumu, ekonomi, savunma ve güvenlik yönüyle deniz gücünü öne çıkarmış, kara gücünü ise sınırlı sayıda tutmaya mecbur bırakmıştır. Donanması, İspanya ve Fransa'nın istila girişimlerinden İngiltere'yi kurtarmıştır. Birinci Dünya Savaşı'na kadar, deniz gücünü savunma aracı olarak görmeyen tek devlet olan İngiltere, bu kuvveti, savaşı besleyici bir varlık olarak organize etmiştir.

Barış ekonomisinin, yerini savaş ekonomisine bıraktığı dönemlerde, karaya ağırlık vermiş devletlerin harekât stratejileri bozulmakta, ekonomileri de denizci devletlerin yönetimi altına girmektedir. Bunu dört asır önceden fark eden İngiltere, donanmasını genişleterek dünya denizlerinin tek hâkimi konumuna yükseldi ve Uzakdoğu’dan Cebelitarık'a uzanan deniz üsleriyle 20. yüzyıl başlarında kurduğu üzerinde güneş batmayan Deniz İmparatorluğunu 1960 yılına kadar sürdürdü. Bunu yaparken de hem ekonomik bir alan yarattı hem de kültürel bir etki alanı oluşturdu.

Sömürgelerini kültür yolu ile eğiterek, deniz ortamını, çıkarların ve güvenliğin paylaşıldığı bir devletler camiası haline getirmeyi başararak, İngiliz servet ve refah ortaklığı (British Commonwealth) politikasını oluşturdu.  İngilizce dili ile başlatılan kültür emperyalizmi, zaman içinde, eski İngiliz sömürgelerini Ortak Refah Ülkeleri (Commonwealth Countries) olarak adlandırılan büyük bir ekonomik ve politik birliğe dönüştü

53 ülkenin oluşturduğu bu birlik, aynı zamanda dünya nüfusunun yüzde otuzunu oluşturan büyük bir pazardır. İngiltere, bugün, bu birlik sayesinde dünya ticaretinin beşte birini kontrol edebilmekte, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda da 53 oyu cebinde taşımaktadır.

 

İngiliz Ortak Refah Ülkeler Topluluğu içinde yer alan İngiltere, dünyanın sınırlarının yeniden çizilmesinde söz sahibi olan ve son sözü söyleyen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesidir.

 

 

1.7 İSLAM KONFERANSI ÖRGÜTÜ (İKÖ)

 

Arapça adı منظمة المؤتمر الإسلامي ve İngilizce adı “Organization of the Islamic Conference” olan İslam Konferansı Örgütü (İKÖ), Church of God adlı tarikata bağlı Dennis Michael Rohan adında Avustralyalı bir yahudinin 21 Ağustos 1969 tarihinde Mescid-i Aksa’yı kundaklamayı denemesinden sonra Eylül 1969 tarihinde Fas'ın başkenti Rabat'ta toplanan İslam ülkeleri başkanları tarafından kurulmuştur.

 Bu gün İslam Konferansı Örgütü, 57 üye ülkesi ile Avrupa Konseyi veya Birleşmiş Milletler gibi uluslararası hukuk tüzel kişiliğini haiz bir uluslararası teşkilattır. BM'de daimi olarak temsil de edilir. İslam Kalkınma Bankası, İKÖ’nün bir alt kuruluşudur.

 

İKÖ içinde BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi olan herhangi bir devlet yoktur.

 

 

2.   TÜRK BİRLİĞİ

 

Bugün, dünya üzerinde çeşitli ilişkilerden yararlanılarak kurulmuş onlarca birlik bulunmaktadır. Birliklerin ekonomik ve askeri güçleri büyüdükçe, dünya üzerinde gelişen olaylar konusunda söz sahibi olmaları da, güçlerinin büyüklüğüne paralel olarak artmaktadır.

 

1.ci bölümde bazılarını tanıtmış olduğum birlikler, özellikle güçlü devletlerin önderliğinde, ülkeler arasında ortak yönler bulunarak kurulmuş, dün ya siyasetinde söz sahibi olmayı amaçlayan güç birlikleridir.

Dil, din, soy veya ülkü ortaklıkları bulunan devletler, tek kutuplu hale dönüşmüş 21.ci yüzyılda, bir şekilde birleşerek belli alanlarda daha güçlü olmak için girişimlerde bulunuyorlar.

Dilleri, soyları, kültürleri ve mezhepleri birbirinden farklı olan 50 devletçikten oluşmuş ABD ve aynı şekilde Avrupa kıtası üzerinde yaşamaktan başka ortak özellikleri olmayan Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg gibi devletlerin ilk adımını attığı günümüz “Avrupa Birliği, bugün dünya siyasetine yön verebilecek kadar etkili birlikler konumundadırlar.

Aynı şekilde Şangay İşbirliği Örgütü, bu gün Asya’da ekonomik ve politik bir güç olmak yolunda sağlam adımlar atmaktadır.

Bugün ne yazık ki birçoğu ekonomik sıkıntılar ve iç çatışmalar yaşayan 53 Afrika ülkesi, Afrika Ekonomik Topluluğu ve Afrika Birliği Örgütü’nün birleşmesi ile 9 Temmuz 2002 tarihinde merkezi Etiyopya’nın Addis Ababa kentinde bulunan Afrika Birliği’ni (African Union) kurmuşlardır.

 

Bu Birliklerin içine 1992 yılında atılan adımlarla kurulması düşünülen “Türk Birliği” de hayat bulma yoluna girdi.

 

TÜRKSOY Tam adıyla, Türk Kültür ve Sanatları Ortak Yönetimi. 1993 yılında, Almatı'da kuruldu.

Türk Dili Konuşan Ülkeler, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkiye ve Türkmenistan Kültür Bakanları 1992 yılında İstanbul ve Bakü’de toplanarak, kültürel iş birliği yapmayı kararlaştırmış ve 12 Temmuz 1993 tarihinde Almatı’da yaptıkları toplantıda: “TÜRKSOY Kuruluşu ve Faaliyet İlkeleri Hakkında Anlaşma’yı imzalamak suretiyle Türk Kültür ve Sanatları Ortak Yönetimi’ni (TÜRKSOY) kurmuşlardır. Kuruluşa, Rusya Federasyonu'ndan Başkurdistan, Hakasya, Tataristan, Tuva, Saha, Altay, Moldova'dan Gagauz Yeri Cumhuriyetleri ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gözlemci üye olarak katılmışlardır.

 

Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı ya da kısaca TİKA Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı'na bağlı olan kurum Türkiye'nin dış yardımlarını organize eder. Ayrıca yurt dışında Türkçe öğretimini destekler. TİKA Türkoloji Projesi buna örnektir.

 

Türk devlet ve toplulukları arasındaki dostluk, kardeşlik ve işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla, 1993'den beri düzenlenen Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı[9], kısaca Türk Kurultayı, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) ile Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Vakfının (TÜDEV) işbirliğinde düzenlenen bir forumdur.

 

2.1 TÜDEV’İN AMACI

 

Bürokrattan akademisyenlere, sivil toplum ve düşünce kuruluşlarından, ticaret ve sanayi odalarına ve medya temsilcilerine kadar çeşitli sektörlerdeki kişilerin bir araya getirilerek Türk Dünyası hakkında görüş alışverişi yapmaktır.

Bu alanda,

·  Türk devlet ve topluluklarının modern anlamda ekonomik gelişmelerini ve refahlarını sağlamak,

·  Uluslararası platformlarda dayanışmalarını güçlendirmek,

·  Kültürel bağlarını derinleştirmek,

·  Somut işbirliği alanlarını kamu kesimini de içine katarak gerçekleştirme yolunda atılacak adımları belirlemek,

·  Halen yürütülen müşterek çalışmaları ve projeleri daha etkin hale getirmek,

·  Kısa ve orta vadede uygulanabilir yeni işbirliği alanlarını ortaya çıkarmak.

 

 

2.1.2 KATILIMCI ÜLKELER

Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Moğolistan, Özbekistan, Tacikistan, Türkiye, Türkmenistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Tataristan, Başkırdistan, Çuvaşistan, Kırım Özerk Cumhuriyeti, Saha Yakutistan, Altay, Dağıstan, Gagauzya, Hakasya, Balkarya, Karaçay, Tuva, Doğu Türkistan, Taymir, Buryatya.

 

 

2.2 TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER ZİRVESİ

 

Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi ya da “Türkçe Konuşan Ülkeler Cumhurbaşkanları Zirvesi”, Türk dili konuşan altı Türk ülkesinin devlet başkanlarının ve üst düzey yetkililerinin katıldığı bir zirvedir. “Bir diğerinin egemen eşitliğine karşılıklı saygı temeline dayanan” bu zirve, ortak tarih ve kültürel yapıya sahip ülke cumhurbaşkanlarını bir araya getirmektedir.

 

 

2.2.1 ZİRVE KONULARI

 

Türk Devletleri arasındaki bağları derinleştirmek ve karşılıklı işbirliğini artırmak; kültürel ve ekonomik ilişkileri arttırmak; ortak tarihi mirası ortaya çıkarmaktır. Ekonomik olarak öncelikli hedef alınan iki alan ise enerji ve ulaşımdır.

Buna göre;

·  Türk halkları arasındaki yakın ilişkileri geliştirmek,

·  Türk cumhuriyetleri arasındaki dostane ve yapıcı ilişkileri güçlendirmek,

·  Türk dili konuşan ülkelerin uluslararası barış ve istikrara hizmet eden olumlu katkılarını artırmak,

·  Ülkelerin oluşturduğu coğrafyayı bir işbirliği, gönenç, istikrar ve barış bölgesine dönüştürmek

·  Avrasya gerçeğinin daha da güçlü bir biçimde algılanmasını sağlamak,

·  Bağımsızlıklarının on beşinci yıldönümünü kutlamakta olan Türk dili konuşan ülkelerin siyasal arenada ortak hareket etmesine katkıda bulunmak,

·  Devletlerin ortak hareket ederek uluslararası platformlarda ve dünya jeopolitiğinde etkinliğini arttırmak zirvenin temel konularıdır.

 

 

2.2.2 ZİRVENİN HEDEFLERİ

·  Daimi bir sekretarya oluşturmak

·  Türk dünyası ortak alfabesi geliştirmek

·  Türk lehçelerinin karşılaştırmalı sözlüğünü hazırlamak

·  Ortak türk tarihi kitabı oluşturmak ve ortak tarih müfredatı oluşturmak

·  Ortak Türk tarihi Enstitüsü kurmak

·  Türk dünyasını birbirine bağlayacak enerji politikaları oluşturmak

·  İstanbul-Almatı tren ve genel ulaşım ağına Bişkek’in dahil edilmesi ve Bakü-Tiflis – Ahıskalı - Kars demiryolu inşasına desteğin artırılması

·  İpek Yolu’nun gerçek anlamda yeniden canlandırılması

·  Ülkeler arasındaki çeşitli alanlarda çok taraflı ve ikili işbirliğinin geliştirilmesi

·  Ulaşım ve haberleşme projelerinin, ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi

·  Ortak kültür mirası eserlerinin korunması, onarılması ve tanıtılması ile ilgili ortak kurum oluşturmak

·  Eğitim bakanlıkları ve üniversiteler arasındaki işbirliğin teşviki.

·  Karşılıklı burslu öğrenci değişimini geliştirmek

·  Lise ve Üniversitelerarası Öğrenci değişim ve dolaşım sistemi kurmak

·  Parlamentolar arası Asamble ve Parlamentolar arası ilişkiler Enstitüsü kurmak

·  Ülkeler arasındaki muhtelif bölgesel ve uluslararası sorunlar hakkında fikir alışverişinde bulunmak ve orta yol aramak.

 

 

2.3 DİĞER TÜRK BİRLİKLERİ

 

TÜRK DÜNYASI BELEDİYELER BİRLİĞİ (TDBB)

 

TÜRKÇE KONUŞAN ÜLKELER PARLAMENTOLAR ARASI BİRLİĞİ (TÜRK -PAR)

Türk dili konuşan ülkelerin parlamentoları arasında kurulan birlik.

 

EKONOMİK İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI (EİT, ECO)

 

 

3.   TÜRK DEVLETLERİ BİRLİĞİ

 

Türk Devletleri Birliği (TDB), bugün Bağımsız olan Türkiye, Azerbaycan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan Cumhuriyetleri Devletlerinin gönüllü olarak bir araya gelerek, adım adım ekinsel (kültürel), toplumsal, tarihsel ve siyasal olarak yakınlaştıracak ve yeniden bütünselleştirecek bir tasarıdır. [10]

 

Türk Devletleri Birliği (TDB), bugün Bağımsız olan Türk Devletleri'nin mevcut olan ikili ilişkilerini, çoklu ilişkilere dönüştürmesi, bu ilişkileri her alanda ciddi bir şekilde ilerletmesi ve de bu ilişkileri kurumsallaştırmasıdır. Böyle bir kurumsallaştırma Türk Devletlerinin yakınlaşmasını ve ortaklaşa bir şekilde "muasır medeniyet seviyesine" ulaşıp o seviyeyi aşmak yolunda ilerlemelerini sağlayacaktır.

Dünya üzerindeki uluslararası işbirliği örgütleri, devletlerin genel olarak çıkar birliktelikleri sonucu oluşmuştur. Türk Devletleri Birliği'ne de, Türk Devletleri'nin ciddi çıkar ortaklıkları bulunması, böyle bir birliğin tüm Türk Devletlerine önemli fırsatlar sunacağı için ihtiyaç duyulmaktadır.

 

Özellikle 21.ci yüzyıl dünyamızda, uluslararası hukukun uygulanmasının, eylemi gerçekleştiren devletin askeri ve ekonomik gücü ile doğru orantılı olması nedeni ile Türk Devletleri Birliğini kurmak kaçınılmaz bir gerçek olmuştur.

Bir taraftan ABD ve AB’nin, diğer taraftan Şangay Beşlisinin el attığı Türk Devletlerinin, birlik olmamaları durumunda, belli bir dönem sürecek olan dirençlerinden sonra kendilerinden daha güçlü birliklerin ekonomik ve askeri baskısı altına girecekleri kesindir.

Bölgede yabancı devletlerin güç oluşturmaları yerine, Türk Devletlerinin Birlik olup kendi iç pazarlarını, ekonomilerini, refahlarını ve askeri güçlerini oluşturmaları çok daha gerçekçi bir yaklaşım olacaktır. 

  

 

3.1. ORTAK MENFAATLER

 

Ekonomik ilişkiler ülkeler arasında karşılıklı bağımlılığı arttırmakta ve bütünleşmeyi (entegrasyonu) kolaylaştırmaktadır.

 

Petrol ve doğalgaz nakli Türk Cumhuriyetleri için birinci dereceden öneme sahiptir. Türkiye bu konuda Akdeniz'e açılma olanakları sunmaktadır. Türkiye'nin de petrol ve doğalgaz naklinden elde edeceği taşıma ücretinin yanı sıra Orta Doğu petrollerine bağımlılıktan kurtulma ve daha ucuz enerji elde etme ve gibi birçok menfaatleri bulunmaktadır. Türk Devletleri Birliği enerji nakli ile stratejik güç kazanacaktır. Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı ve Nabucco bu konuda güzel birer örnektirler.

 Birlik üyesi ülkelerin karşılıklı ticaret mallarının birbirlerini tamamlayan nitelikte olması ekonomik bütünleşmeyi kolaylaştıran bir etken olacaktır. Eğitim, yüksek öğrenim, ortak alfabe, yerel sanayi, toprak altı zenginlikleri ve bu zenginliklere katma değer katacak sanayi, üye ülkelerde mevcut olup, dışa bağımlılığı azaltacaktır. 

 

Türk Ortak Pazarının kurulabilmesi durumunda yaklaşık 230 milyon insana hitap eden büyük bir iç pazar oluşacak ve ortak ekonominin bir bütün içinde gelişmesine zemin hazırlayacaktır.

Türk Birliği kurulabildiği takdirde ekonomik, kültürel, sportif, ticari, bankacılık, sigorta, ortak dil, eğitim, yüksek öğrenim, biilim ve sosyal ilişkiler daha da gelişecek ve üye ülkelere menfaat sağlayacaktır. Askeri açıdan da birlik üyesi olmak üyelerin güçlenmesini sağlayacaktır.

 

 

3.2. YAPILAN ÇALIŞMALAR [11]

·  En son 11. Türk Devletleri Kurultayı Kasım 2007'de yapılmıştır.

·  Karşılıklı öğrenci değişimi yoğun olarak devam etmektedir.

·  Devletin desteklediği TÜDEV ve TİKA dernekleri kurulmuştur.

·  Birçok özel dernek kurulmuştur.

·  Ortak üniversiteler kurulmuştur.

·  Çağdaş Türk Lehçeleri arasında alfabe birliği büyük oranda sağlanmıştır.

·  Çağdaş Türk Lehçeleri sözlüğü tamamlanmıştır.

·  Türk Dil Kurumu tarafından lehçeler arasında robot çeviri sistemi yapılmaktadır.

·  Türk tarihi'nin Orta Asya'da daha etkin ve doğru şekilde öğretilmesi çalışmaları yapılmıştır.

·  Moğolistan'daki anıtlar için ülkeler arası işbirliği kararı alınmıştır.

·  Askeri İşbirliğine gidilmiştir.

 

 

4.   TÜRK BİRLİĞİ İÇİNDE SİYASAL İŞBİRLİĞİNİN ÖNEMİ

 

Özellikle 20.y.y.’la birlikte dünya coğrafyasında oluşan stratejik açılımlar ve yatırımlar, günümüzde şekillenerek “yeni dünya düzeni haritası” olarak karşımıza çıkmıştır. Söz konusu bu harita, 20. y.y. da yaşanan kötü ve sonuçsuz sıcak-soğuk savaşların ardından artık iki-üç alternatif olarak olgunlaşarak gündeme gelmiştir.

 

Düne kadar asırlarca birbiri ile savaşmış Avrupa devletlerinin yeni strateji gereği oluşturdukları AB, kuruluş amacı olan ekonomik güç olmaya ilaveten günümüzde, dünya siyasetinde ağırlığı olan bir birlik konumuna yükselmiştir. 

 

Dünya coğrafyası üzerinde yapılan egemenlik hesaplarının aslında devletlerin derin ve uzun vadedeki liderlik yahut hakimiyet hedeflerini ortaya çıkarmıştır. Geliştirilmek istenen politikalar ilk bakışta yerel, belki de bölgesel etki yaratacak nitelikte gibi görünse de; aslında tamamıyla gerek siyasi gerekse fiziki ve en önemlisi ekonomik olarak dünyanın tamamını etkileyecek düzeyde planlanmıştır.

 

21.ci yüzyıl stratejik ortaklık çağı olarak başlamış ve güçsüz devletlerin güçlü devletlerce uygulanmak istenen planın ve gücün yanında biran önce yer alması zorunluluğunu getirmiştir. Bölgemizde ABD’siz olarak etkin bir durum yaratmak veya  kısmen dahi olsa yaratılabilecek bir durumda başarılı olmak olası değildir.

 

Türkiye’nin bölge üzerindeki tarihsel, kültürel ve siyasi etkisini en etkin biçimde kullanarak bölgede hakkaniyet ölçüleri içinde bir yapıyı oluşturması zamanı gelmiştir. Türkiye’nin kültürel etkisi ve aynı soy bağına sahip olan halklarla olan diyalogu, oluşturulacak siyasi yapı için çok önemli birleştirici bir etken olacaktır.

İsrail-Filistin görüşmelerinin zaman zaman Ankara’da yapılıyor olması Türkiye’nin Orta Doğu’da durmadan kanayan yaraların sarılması yönündeki yapıcı etkisini iyice ortaya koymaktadır.

 Buna karşın, bölgede en etkin aktörlerden olan ABD’nin Orta Doğu ve Asya politikası, bölgeyi bütünüyle etkileyecek her türlü yapı ve oluşumu her ne pahasına olursa olsun engellemeyi ve bölgeyi, uzaktan kendi güdümünde politika güden ülkeler aracılığı ile kontrol altında tutmayı prensip edinmiştir. Bu prensibin yan ürünü de, bölgede oluşabilecek olası ittifakların önü kesmek şeklinde ortaya çıkmıştır.

 

 Türk Devletlerini kapsayacak şekilde oluşturulmaya çalışılacak bir siyasi yapılaşma çok kuvvetli ve çok etkili engellemelere ve baskılarla karşı karşıya kalacaktır. Dünyadaki önemli finans merkezleri, dünya enerji politikası ve uluslararası boyutta etkin olan her sermaye grubu, bu engelleme seferberliği içinde üstlerine düşen görevi eksiksiz yapmak için gayret içine gireceklerdir. Aksi takdirde bölgedeki enerji kaynakları, yer altı madenleri ve bölgeye akacak para ellerinden uçup gidecektir.

 

 

Türk Devletleri Birliği, ileriye dönük, ekonomik ve siyasi işbirliğini içeren bir strateji ile yola çıkmalıdır. Daha sonra da belirlenmiş bu strateji, dünya gerçeklerine dayalı olarak ekonomik, politik ve sosyal olgular çerçevesinde bir sağlam temele oturtulmalıdır.

 

Güçlü bir Siyasi İş Birliğinin üç teorik koşulu vardır:

1) Karasal ve nüfussal Genişlik

2) Hareket serbestîsi

3) İçinde birlik ve beraberlik.

 

Türk devletleri geniş bir sahaya ve bu saha içinde de zengin yer altı kaynakları ile çalışkan bir nüfusa sahiptir.

Tarih boyunca kurulan birliklere ve günümüzde dünya gündemini yoğun şekilde meşgul eden Avrupa Birliğine baktığımızda da, çeşitli aşamalardan ve zaman içerisinde yoğrularak belli noktalara gelindiği görünmektedir. Türk Devletleri Birliğinde bu sürecin çok daha çabuk ve az hasarla geçileceğini söylemek olasıdır. Ekonomik birlik, var olan ticaret ve sanayi ilişkilerini geliştirerek ve içine yeni siyasi oluşumlar ile boyutlar katılarak sağlanabilir.

 

Türkiye, Afganistan, Kazakistan[12], Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan, Pakistan ve Azerbaycan’ın oluşturduğu Ekonomik İşbirliği Örgütüdür (EİÖ), oluşumu itibarı ile uyumlu ve gelecek vaat eden bir kuruluştur.

Bu kuruluşun üzerine, günümüz gereksinimlerine göre yeni ekonomik ve siyasi hedefler olgunlaştırılıp, “Türk Devletleri Birliği” adı altında giydirilirse, yeni, dış güçlerle ekonomik, siyasi ve askeri yönden baş edebilecek güçlü bir yapının hayata geçirilmesi olasıdır. Esas sorun, Orta Asya Türk devletlerinin bu yeni ekonomik ve siyasi oluşuma yaklaşımı olacaktır.

Türkmenistan[13] son yıllarda aktif tarafsızlık politikası uygulayarak bölgenin tarafsız devleti olmak yönünde bir yaklaşım sergilemektedir. Bir başka Türk devleti olan Özbekistan[14] ise uluslararası politikasını Türkiye ile sorunu olan devletlerle birliktelik içinde yürütmektedir.

Birliğin temelini ekonomik birliktelik oluştururken, oluşturulacak enerji politikası ve bunun uygulaması, Birliğin dünya siyasetinde bir anda yerini almasını sağlayacak, siyasi birlik için de temel oluşturmuş olacaktır. Askeri ve teknolojik alanda ortak yatırımlar ve savunma stratejileri geliştirilip bölgesel savunmaya yönelik sistemler oluşturmak, sermaye ve hizmetin serbest dolaşmasını sağlamak, Birlik içindeki bütünleşmeyi hızlandıracaktır.

 

Siyaset tarihi göstermektedir ki, dünya barışının sağlanması için, her şeyden önce, dünya siyasetinin ana hatlarının şekillendiği, zamanında “Osmanlı toprakları” olarak anılan bölgelerin istikrar ve huzur içinde olması gerekmektedir. İçinde Filistin’in, İsrail’in, Kıbrıs’ın, Kafkasya’nın bulunduğu bu bölgenin istikrarı, dünya barışının temel taşını oluşturmaktadır.

 

Türkiye, geliştireceği stratejilerle hem Ortadoğu’da hem de Orta Asya'da, kalıcı barışı temin edebilecek ve temelini atacağı “Türk Devletleri Birliği”nde oluşacak ekonomik gücü, en adil bir şekilde idare edebilecek tarihi birikime sahiptir.

 

SON NOT

 

[1] http://en.wikipedia.org/wiki/United_States

[2] http://en.wikipedia.org/wiki/European_Union

[3] http://www.nato.int/

[4] http://www.globalsecurity.org/military/world/int/sco.htm

[5] http://www.nafta-sec-alena.org/DefaultSite/index.html

[6] http://www.frankofoni.hacettepe.edu.tr/

[7] http://www.thecommonwealth.org/Internal/142227/members/

[8] http:// www.oic-oci.org/

[9] http://www.TurkDevletleriBirligi.gen.tr ve/veya http://www.tdb.gen.tr

[10] http://www.turkdunyabirligi.com/index.php?topic=47.0;wap2 (Türk Kurultayı)

[11] http://www.msxlabs.org/forum/satirlarla-turkiye/148855-turk-birligi.html

[12] http://www.un.org/esa/population/publications/WPP2004/wpp2004.htm (Kazakistan)

[13] https://www.cia.gov/cia/publications/factbook/geos/tx.html  (Türkmenistan)

[14] https://www.cia.gov/cia/publications/factbook/geos/uz.html (Özbekistan)

 

INTERNET KAYNAKLARI

 

http://www.turkcu.net/turkbirligi.html (Türk Birliği)

http://www.yalova77.com/077/kose/?yazar=50&yazi=603 (Türk Birliği ama nasıl)

http://www.bilgicik.com/yazi/turk-birligi-kurulmalidir/  (Türk Birliği Kurulmalıdır)

http://www.hunturk.net/s-160-turk-birligi.html  (Türkçülük)

http://www.frmpaylas.com/turk-birligi-hayal-degildir-t180211.html?s=96bc3c340e078108d27c6400256944e1&  (Türk Birliği Hayal Değildir)

http://www.haberx.com/n/1085266/turk-birligi-kuruluyor.htm

http://www.turkbirligi.net/Yazilar.asp?goster=dos&id=18

http://forum.arbuz.com/archive/index.php/t-37163.html (Forum)

http://www.turkbirligi.com/forum/forum_posts.asp?TID=712

http://www.ideapolitika.com,

http://www.diplomatikgözlem.com

http://www.turkdunyası.org.tr