Kıbrıs Türk Denizcilik Tarihinden Kesitler

Ata Atun

 

 

KIBRIS TÜRK DENİZCİLİK TARİHİNDEN

KESİTLER

 

Prof. Dr. Ata ATUN

Yakın doğu Üniversitesi

Mühendislik Fakültesi

Ve

SAMTAY VAKFI

ata.atun@atun.com

 

 

Abstract

 

Kıbrıs bir ada ülkesi olmasına rağmen Kıbrıslı Türkler asırlarca deniz taşımacılığından uzak yaşamışlardır. Osmanlı döneminde küçük balıkçı tekneleri kullanan Kıbrıslı Türkler,  İngiliz dönemi olan 1900’lü yılların başında gemi inşa etmişler, 1925’li yıllardan itibaren adaya gelen yük gemilerinde denizci olarak çalışmaya başlayarak deniz taşımacılığındaki yerlerini pekiştirmişlerdir. 1945’li yıllardan itibaren İngiltere ve Türkiye’deki denizcilik akademileri ve yüksek okullarından mezun olan Kıbrıslı Türkler, yük gemilerinde yönetim kadrolarında görev almaya başlamışlardır. 20 Temmuz 1974 tarihinde gerçekleştirilen Mutlu Barış Harekâtı sonrasında adanın kuzeyinde kendi devletlerini kuran Kıbrıslı Türkler, kendi bayrakları ve sicilleri ile ilk defa deniz açılarak deniz taşımacılığı sektöründe faaliyet göstermeye başlamışlardır. Bu bildirinin amacı Kıbrıslı Türklerin deniz taşımacılığı tarihinden kesitleri, araştırmacılar ve konuya ilgi duyan akademisyenlerle tanıştırmaktır.

 

Giriş:

İlk Türk Deniz Taşımacısı: Ahmet Çavuş Osmancık

 

Kıbrıs adasına ilişkin deniz taşımacılığı ve gemileriyle ilgili İ.Ö.’den günümüze ulaşan ilk kayıtlı bilgilere göre Kıbrıs’ta denizciliğin çağlar öncesine uzanmasına rağmen Kıbrıslı Türklerin denizle ve deniz taşımacılığı ile birebir tanışmaları son iki yüz yıl içinde olmuştur.

 

Birinci Dünya Savaşı yıllarında Kıbrıs Türklerinin önde gelen aydınları ile özellikle denizcilik işletmesinde etken olan kimseler çeşitli nedenlerle İngiliz Sömürge Yönetimi tarafından tutuklanmakta ve dönemin en ağır cezai yaptırımlarından biri olan Girne Kalesi’nde kalebentliğe mahkûm edilmekteydiler.

 

Çünkü bu yıllarda Kıbrıs’ta, özellikle Kanal, Hicaz ve Çanakkale cephelerinden İngilizler tarafından esir alınan Osmanlı askerleri, dünyanın birçok ülkesinde kurulan Osmanlı Esir Kamplarından birinin de Kıbrıs’ın Karağulos bölgesinde olması nedeniyle Kıbrıs’a getirilmişler ve burada esaret altına alınmışlardı…

1916-1920 yılları arasında binlerce Osmanlı askeri Mağusa’nın Karağulos kampında esir tutulurlarken, dönemin Kıbrıs Türk aydınları da bu esirlerimizi kurtarma ve Türkiye’ye gönderme yönünde çeşitli girişimlerde bulunmuşlardı…

 

İngiliz Sömürge Yönetimi bu girişimleri öğrenir öğrenmez kamp etrafındaki denetimlerini yoğunlaştırmış ve suçlu bulduğu aydınlarla onlara yardımcı olanları tutuklayarak Girne Kalesi’ne hapsetmişti…

Girne Kalesi’ne hapsedilenlerden biri de, dönemin en önemli gemilerinin sahibi olan Ahmet Çavuş Osmancık’tı.

Kıbrıs Türklerinin ilk deniz taşımacısı olduğu bilinen Ahmet Çavuş Osmancık’la birlikte kalebent olan bir diğer denizcimiz de, Hüseyin çavuştu. Her iki denizcimiz aslen Giritli olup Kıbrıs’a yerleşmişler ve denizciliğimizin gelişmesinde önemli hizmetlerde bulunmuşlardır.

 

Her ikisinin de göbek adı Ahmet’ti; her ikisi de Çavuş lakabını taşıyordu ve üstelik her ikisi de kaptandı ve Birinci Dünya Savaşı içerisinde ikişer gemilerini kaybetmişlerdi.

 

Ne yazık ki bu çok değerli iki denizcimizle ilgili bilgilerimiz oldukça sınırlı bilgilerdir. Biraz daha fazla bilgiye, Ahmet Çavuş’la ulaşıyoruz. Ahmet Çavuş aslen Giritli idi. Osmanlı ordusu mensubu olarak Girit’te askerlik yapmış, Trablus harbine katılmış ve çavuş olmuştu. Daha sonra Antalya’ya göç etmiş ve orada evlenmiştir. Birinci eşinin ölmesi üzerine, yine Antalya’da Girit göçmeni bir ailenin kızı olan Şahsine Hanım ile evlenmiş ve Limasol’a yerleşmiştir. Limasol’da bir süre deniz vardiyanlığı yaptıktan sonra deniz taşımacılığı yapmaya başlamış ve üç büyük gemi sahibi olmuştur. Ayrıca mavunaları vardı ve Limasol’daki deniz taşımacılığını elinde bulunduruyordu (Nesim, 1989, s. 29-30 / Yeni Kıbrıs, Mayıs - Haziran 1989).

 

Londra’da yaşamakta olan ve Ahmet Çavuş’un elinde büyüyen Mehmet Nazif Denizer, eniştesi Hacı Ahmet Çavuş Osmancık’la ilgili anılarında şu bilgileri verir: Savaş zamanında babam gemileri idare ediyordu, ancak iki gemimiz Alman denizaltıları tarafından batırıldı… Serbest bırakıldıktan sonra eniştem Kıbrıs’ın en büyük gemisini yaptırdı ve adını Osmancık koydu (Doğru Yol Gazetesi, 8 Aralık 1919, s.4).

 

Görüldüğü gibi İngiliz Yönetimi Kıbrıs Türklerinin ileri gelenlerinden özellikle tüccar ve yenilikçi yanlısı önemli bir kesimi Girne Kalesi’ne hapsetmekle Türkleri maddi - manevi baskı altına almış; başkaldırmalarını önlemiş, fakat en acısı Kıbrıs Türklerinin ekonomik çöküşüne olanak hazırlarken, öte yandan da Rumların ekonomik gelişmesini hızlandırmıştır.

 

 

Kıbrıs Türklerinin İlk Deniz Şehitleri

Ve “ELMAS” Adlı Motorlunun Dramatik Öyküsü

 

Denizciliğin, Kıbrıs Türklerinin kurtuluş tarihi içerisindeki yeri ve önemine, yaklaşık elli yıl öncesinde yaşanan dramatik bir olay, daha farklı bir boyutu da beraberinde getirmiştir.

 

Bilindiği gibi 1 Nisan 1955 tarihi, Kıbrıs’ta EOKA’nın yer altı faaliyetlerini başlattığı ve sonraki yıllarda da Kıbrıs Türklerinin toptan imhasını hedefleyecek bir tarihtir. Kıbrıs Türkleri 1 Nisan 1955’ten 21 Aralık 1963’e uzanan sekiz yıllık süreçte çok ciddi can ve mal kayıplarıyla birlikte Milli Mücadele tarihlerinin en zor ve en karanlık dönemini disiplinli bir askeri yapıdan ve direnişlerini güçlendirecek silahlı donanımdan uzak yaşamışlardır. Silâh diye kullandıkları, imkânsızlıklar içerisinde kendilerinin su borularından yapmayı başardıkları derme çatma patlayıcılar ve sözde tüfeklerden ibaretti. Oysa EOKA tedhişçileri her türlü modern silâhlara ve patlayıcılara sahipti.

 

 1955-1959 yılları arasında verilen büyük kayıplara daha fazla tahammül gösteremeyen Erenköylü (Dillirga) dört Türk balıkçısı en yakın dostlarından bile gizleyerek ortak bir karar alırlar ve “Türkiye nasıl olsa bize yardım eder, silâh verir” diyerek bir gece Erenköy’den gizlice sandallarına binerler ve Kıbrıs’a en yakın kıyı kasabası olan Anamur’a doğru dümen kırarlar.

 

Anamur’a varışları ve orada yaşananlar ayrı bir bildiri konusu olduğu nedeniyle o konu üzerinde fazlaca durmak istemiyorum. Ancak düşledikleri gerçekleşir ve Genelkurmay’ın devreye girmesiyle birlikte, sonraki yıllarda Kıbrıs Türk Milli Mücadelesi’nde kullanılacak olan her türlü askeri teçhizatın ilk adımı olan silâh ve cephaneyle Anamur’dan ayrılarak yeniden Erenköy’e dönerler.

 

Bu başarılı deniz yolculuğuyla birlikte Erenköy – Anamur arasında kaçak silâh sevkiyatı bu kez belli ve bilinçli bir program çerçevesinde yoğunlaştırılır ve birkaç yıl içerisinde de Türk Mukavemet Teşkilâtı’nın ada genelindeki Türk yerleşim birimlerinin hemen hepsinde örgütlenmesine ve silâhlandırılmasına etken olur.

 

Önceleri küçük motorlu balıkçı sandallarıyla yapılan bu silâh nakliyatı, sonralarda “Deniz” kod adlı motorlunun Genelkurmay Başkanlığı tarafından satın alınması boyutuna dek ulaşır.

 

Ancak, henüz “Deniz” kod adlı motorlunun satın alınmadığı 1958 yılının Kasım ayında çok dramatik bir olay yaşanır.

Cevdet, Vehbi, Asaf ve Feridun adlı dört genç denizcimiz iki ayrı küçük sandala Anamur’dan silâhları yüklemiş, Kıbrıs’a doğru yol almaya başlamışlardı. Alabildiğine yoğun bir karanlığın, yağmurun ve sert rüzgârların estiği kış gecesiydi… Emniyet için birbirlerine bağlı olan sandalların bu şiddetli havada bağlantı ipleri kopmuş ve sandallar kendi kaderlerine terk edilmişlerdi.

 

Ancak denizin şiddetine ve karanlığın çaresizliğine iki küçük balıkçı motorlusuyla dayanmak mümkün değildi. Kıbrıs Türkleri, o gece ilk deniz şehitlerini Akdeniz’in sularında verirler.

 

Genç denizcilerimizden ve direnişçilerimizden Asaf Elmas’la Hikmet Rezvan’ın birlikte bulundukları sandalları alabora olarak, sulara karışırlar.

 

Bu talihsiz olay üzere Türk Genelkurmayı 20 ton kapasiteli bir motorlu satın alır ve bu motorluya da denizde yitirdiğimiz ilk deniz şehitlerimizin anısına, ELMAS (Asaf Elmas’ın adından) kod adı verilir. İlk Kıbrıs seferi 24 Mart 1959 tarihlidir.

 

ELMAS motorlusu 17 Ekim 1959 gecesi bir kez daha silâh sevkiyatı için Kıbrıs sahillerine yaklaştığı zaman yeni bir talihsizlik yaşanır.

 

O günlerde Kıbrıs, henüz İngiliz Sömürgesi altında olduğundan, İngiliz deniz devriyesi tarafından tespit edilir… ELMAS motorlusunda bulunanlar ne Anavatan Türkiye’nin, ne de Kıbrıs Türklerinin siyasi anlamda baskı görmemeleri için hemen ELMAS motorlusunun alt kapaklarını açarak, İngiliz devriye botları yanlarına gelmeden, motorluyu silah yüküyle birlikte batırmaya başlarlar. Batırırlar da. Ancak su üzerinde kalan bir adet cephane sandığı İngiliz devriyesinin eline geçer ve sonraki günlerde çeşitli siyasi çalkantılara neden olur.

 

Kıbrıs Türk Milli Mücadele tarihi içerisinde Erenköylü denizcilerimizin ve sonraki zamanlarda da ELMAS kod adlı 20 ton kapasiteli motorlunun önem ve değerleri, belgelerle sabittir.

 

20 Temmuz 1974 Mutlu Barış Harekâtı’nın başarıyla gerçekleşmesindeki en önemli etkenlerden biri de, hiç kuşkusuz, Kıbrıs Türklerinin bağrından çıkmış Türk Mukavemet Teşkilâtı’nın ada geneline gizlice yayılmış örgütlülüğüdür. Ancak TMT’nin başarılı olmasındaki sırrı da, bir avuç yürekli denizcimizle Türk Genel Kurmayı arasındaki güçlü bağla elde edilen silâhlardadır. Eğer Kıbrıs Türklerine deniz yoluyla sağlanan bu silâhlar olmasaydı, Kıbrıs Türkü, Rum-Yunan ikilisinin disiplinli orduları ve tonlarca modern silâhları karşısında uzun süre dayanamaz, bugün tümden yok olmuş olurdu.    

 

Kıbrıslı Türklerin öz sermayesi ile oluşan ilk Deniz Filosu

 

15 Kasım 1983 yılında KKTC’nin ilanından sonra Kıbrıslı Türkler, denizcilik ve deniz taşımacılığı ile daha yakından ilgilenmeye başlarlar[1]. Bazı yabancı armatörlerle yapılan ortaklıklardan sonra ilk yüzde yüz Kıbrıslı Türk sermayeli gemiler KKTC Deniz filosu içinde yerini almaya başlar.

1992 yılında A&S ATUN Ltd. (Ata ve Suna Atun Ltd.) şirketi, “SUNA 1” adını verdiği 500 DWCC’lik Türk Bayraklı gemisini deniz taşımacılığı hizmetine sokarak ilk adımlardan birini atar (ROTA Dergisi, 1996, s. 6).

Aynı dönemde Sayın Fehim Küçük’e ait Fergün denizcik Şirketi Tur ve Kamyon Taşımacılığı süreklilik sağlamak için “GİRNE” adlı isimli Feribotu hizmete sokar (ROTA Dergisi, 1996, Yıl 2, s. 6).

1994 yılında A&S ATUN Ltd. (Ata ve Suna Atun Ltd.) şirketi, “SUNA “2 adını verdiği 985 DWCC’lik KKTC Bayraklı ikinci gemisini deniz taşımacılığı hizmetine sokarak İstanbul – İzmir – Mersin – Gazimağusa hattında çalıştırmaya başlar ((ROTA Dergisi, 1996, Yıl 2, s. 7)).

Aynı yıllarda N.K. Nejati & Co. Şirketi, SEABIRD adlı kargo gemisini satın alarak KKTC Bayrağı altında deniz taşımacılığı hizmetine sokar ((ROTA Dergisi, 1996, Yıl 2, s. 7)).

Latifoğlu Şirketi de LAPTALI M. adlı 3500 DWT’lik gemisini alarak Cross-Trade de çalıştırmaya başlar ((ROTA Dergisi, 1996, Yıl 2, s. 7)).

Aradan geçen yıllar içinde KKTC Deniz filosu 44 gemiye ulaşmıştır.   

  

 

 

Sonuç:

 

Bu bildiride, yakın tarihimize hızlıca uzanarak oldukça özet, ancak son derece ilgi çekici ve denizciliğimiz adına Kıbrıslı Türklerin Deniz ve Deniz Taşımacılığı Tarihi ile ilgili tarihsel olduğuna inandığım bilgiler sunulmuştur.

  

Asırlardır denizle yan yana, koyun koyuna yaşamış Kıbrıslı Türklerin bir Deniz Tarihi bulunmaktadır ve bu tarihin üzerindeki örtü halen daha kaldırılmış değildir. Kıbrıs Türk Denizcilik Tarihinin derinlemesine araştırılıp kitaplaştırılması bir hedef olmalıdır. Bu bildiri Kıbrıs Türk Denizcilik tarihinin varlığını ispatlamakta ve konuya ilişkin başka araştırmalar yapacak olan meslektaşlarıma tarihimizin bu güne değin gözlerden kaçmış farklı bir kapısını aralamaktadır.

 

References

 

Doğru Yol Gazetesi, 8 Aralık 1919, Doğruyol Matbaası, Lefkoşa

Nesim, A, Yeni Kıbrıs, 1989, Araştırma-Tartışma-Yorum, Cilt VI, No:7, Lefkoşa

ROTA Dergisi, 1996, Yıl 2, Sayı 5, Cambulat Matbaası, Gazimağusa

Ata Atun, SAMTAY VAKFI, 1992-2010, Arşiv, Gazimağusa