Rumeli Ve Balkanlarda Medya Birliği

Ata Atun

 


[1]

KOCAELİ ULUSLARARASI RUMELİ – BALKAN SEMPOZYUMU”

18 – 20 Şubat 2011

Kocaeli, Türkiye

 

Abstract:

 

Bu bildirinin amacı, Rumeli ve Balkanlarda yaşamakta olan ve kökleri Rumeli ve Balkanlara uzanan medya mensuplarını Türk dünyasının medyası ile kaynaştırmak, aralarındaki iş birliğini arttırmak ve “Güç Birlikten Doğar” atasözümüze uygun olarak medya olanaklarını bir çatı altında iyi bir organizasyonla toplayarak, Rumeli ve Balkanlarda yaşamakta olan medya mensuplarının seslerini tüm dünyaya duyurmak ve dünya üzerinde çok daha sağlam ve söz sahibi bir konuma getirmeyi amaçlamaktadır.

 

 

Türk Dünyasındaki Yeni Oluşumlar

 

Türk asıllı Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan[2] gibi devletler 20. yüzyılın sonlarında tek tek bağımsızlıklarını ilan ederlerken, “Gagauz yeri[3]”, Balkar[4], Altay[5] gibi yerler de Özerklik, Otonomi veya Muhtariyet kazandılar.

 

Günümüzde Dünya üzerinde 7 Türk Devleti, 13 Özerk Türk Cumhuriyeti, 50 civarında Türk topluluğu bulunmaktadır ve toplam nüfusları da 300 milyondan biraz fazladır.

 

Türkçe, dünyada konuşulan 5. büyük dildir ve Rusya Federasyonu'nun Pasifik kıyılarından başlayıp, Orta Asya, Kafkasya, Anadolu ve Trakya'yı aşıp Orta ve Batı Avrupa'daki Türklerle, ayrıca az sayıda da olsa Kuzey Amerika ve Avustralya’ya göç etmiş Türkler tarafından anadil olarak konuşulmaktadır.

 

Türkiye’nin konumu

 

Türkiye Cumhuriyeti, 21. Yüzyılda gösterdiği ekonomik performans ile kendisini dünyanın en büyük 15. Ekonomisine ve Avrupa’nın da 6. Büyük ekonomisi konumuna taşırken, politik gücü ve uluslararası söz sahipliliği de aynı oranda yükseliş göstermiştir. Askeri gücü, dünya üzerinde aksamasız lojistik destek olanaklarına sahip sınır ötesi harekât yapabilen 4 ülkeden birisi konumundadır.

 

Günümüzde Balkanların, Orta Doğu’nun ve Kafkasların tartışmasız lideri Türkiye Cumhuriyeti’dir.

 

Türkiye’nin dünya üzerindeki yeni konumu[6], Türk Devletlerini ve bağımsızlıklarını ilan edememiş Türk halkları ile topluluklarını bir araya toplayabilme seviyesine çıkarken, Rumeli ve Balkanlarda yaşamakta olan Türklerin de baskı altında olmadan, özgürce ve insanca yaşamaları için her girişimi yapabilecek ve her önlemi alabilecek politik ve ekonomik, güce ve seviyeye gelmiştir.

 

Dünya üzerindeki Bloklaşmalar

 

1987’de SSCB’nin dağılması ile başlayan tek kutupluluk 21. Yüzyılın başlarında bu döngüden çıkarak günümüzde hızlı bir şekilde olmasa da yavaş yavaş belli bir kutuplaşmaya veya gruplaşmalara doğru yönelmiştir. ABD, Meksika ve Kanada ile Kuzey Amerika’da bir grup oluştururken[7], Avrupa Birliği[8] Avrupa’da, Şangay İşbirliği Örgütü[9] (Şangay Altılısı) Asya’da, Afrika Birliği[10] Afrika’da ve İslam Konferansı Örgütleri[11] de İslam ülkeleri içinde kendi gruplarını oluşturmaya başlamıştır.

 

Türk Dünyasında mevcut 7 ülkenin ve 13 Özerk Türk bölgesinin oluşturmak için girişimlerini başlattığı “Türk Dünyası” adlı Avrupa Birliği benzeri gibi oluşum, dünya üzerinde gerek ekonomi, gerekse de nüfus bakımında etkili bir grup veya blok olacaktır.

 

Türk Dünyası

 

2010 yılı içerisinde imzalanarak faaliyete geçen “Türk Konseyi[12]” projesi, Kazakistan Cumhuriyeti’nin etkisi ve desteği ile gerçekleşmiştir.[13] Özal[14] ve Demirel[15] dönemlerinde “ağabeylik” yakıştırması ile yönlendirilen “Türk Dünyası” ideali, gelinen noktada “Eşitler arası ilişkilerde en yüksek entegrasyon” amacına yönelmiştir.[16]

 

Türk Dili konuşan ülkeler arasında Nahçıvan’da imzalanan anlaşma ile ülkeler arasında işbirliğini kurumsallaştırma iradesi ortaya konduktan sonra, “Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi” 15 Eylül tarihinde İstanbul’da yapılmış ve Türk Devletleri arasındaki politik, ekonomik, ticari, kültürel, sportif ve sosyal bağların kurumsallaştırılması yönünde ciddi adımlar atılmıştır.

 

Bu ciddi ve katılımcı ülkeler tarafından benimsenen adımların hedefi “Türk Devletleri” birliğini uzun ömürlü olmasını sağlayacak kıstaslarla, sağlam temeller üzerine kurarak yaşama geçirmektir.

 

Türk Devletleri Arasında Ortak Medya Bağı

 

15 Eylül 2010 tarihinde İstanbul’da yapılan “Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi”nde alınan kararların bir devamı olarak Türkçe Konuşan Ülkeler arasında ortak bir “Medya Ağı” ile medya faaliyeti ve iletişimi kurulması, ülkeler arasındaki birinci ağızdan haber akışını ve dayanışmayı arttıracaktır.

Geçmişteki ve günümüzdeki bu yaşamsal deneyler  Dünya Türk Medya Birliği”nin kurulmasını kaçınılmaz kılmış ve bu konudaki kalıcı adımlar da, 21-22 Aralık tarihlerinde Ankara’da yapılan Türk Dünyası Medya Forumu’nda atılmıştır.

   

Birliğin Amaçları  

   

1-   Dünya Türk Medya Birliği'nin bağımsız olarak bünyesinde Türkçe konuşan ülke ve akraba topluluklarındaki tüm medya mensuplarını barındıracak şekilde faaliyetlerine başlaması,

2-        Kuruluş resmiyeti sonuçlandırılacak olan Dünya Türk Medya Birliğinin bir yayın organı niteliğinde yazılı ya da elektronik dergi veya gazete yayınlanması,

               i.     Türkçe konuşan ülkeler ve akraba topluluklarında iletişimin geliştirilmesi ve ortak yayın ağlarının oluşturulması yolunda öncelikli olarak Birlik tarafından oluşturulacak bir çalışma gurubuyla periyodik aralıklar ile bir derginin veya bölgesel meseleler, kültürel, stratejik bir gazetenin kriterleri ve teknik yapılanmasının hazırlanarak Türkiye Türkçesi ile çıkarılması,

             ii.     İnternet yayını yapılması,

           iii.     Türkçe konuşan ülkeler ve toplulukların kendilerine ait işitsel ve görsel birikimlerinin internet üzerinden yayın akışı ile dünya kamuoyuna aktarılmasını temin ederek iletişimin geliştirilmesi ve ortak yayın ağlarının oluşturulmasına katkıda bulunulması,

3-   Sanal haber ve Bilgi bankasının kurulması ve hassasiyetle iştirakin sağlanması,

4-        Ana dillerde yayınlanan gazeteleri “pdf” formatında yayımlanabileceği ortak bir “Portal”ın oluşturulması,

5-        Üye medya mensuplarının arasındaki iletişim ve bilgi paylaşımını sağlamak amacıyla “e-posta grubu” kurulması,

6-   Türk Dünyasındaki Edebi Şahsiyetleri tanıtan bir antolojinin hazırlanması,

 

 

Sonuç

 

Türk Dünyasındaki Medyanın ve Medya mensuplarının bir çatı altında toplanması çalışmaları içine Rumeli ve Balkanlarda yaşamakta olan Türk medya mensuplarının da dahil olması,  Rumeli ve Balkanlarda yaşamakta olan Türklerin diğer Türk Devletleri, Özerk Cumhuriyetler ve Türk toplulukları ile sağlıklı, güvenilir bir iletişim kurulması ve işbirliği yapılmasına yol açacaktır.

Büyük sayıda halk kitlelerini etkileyen yazılı ve görsel medya alanında yapılacak bu işbirliği ve dayanışma ile Rumeli ve Balkanlarda yaşamakta olan Türklerin olduğu kadar siyasilerin de Türk dünyasının sorunları konusunda aydınlatmak ve diğer ülkelere haklılığımızı anlatabilmek açısından çok daha kolay ve etkili bir yol olacaktır. 

 

Periyodik aralıklar ile ortak bir derginin çıkarılması veya bunun bir ileri aşaması olarak bölgesel sorunları, kültürel konuları, stratejik olayları, ileriye dönük çalışmaları bu Birliği gelecekte daha da güçlendirecek fikir, düşünce ve girişimleri içeren bir gazetenin yayınlanması, Rumeli ve Balkanlarda yaşamakta olan Türkleri Türkiye ve KKTC ile birbirine bağlayacak, aradaki iletişim ve bağı daha da güçlendirecektir.    

 

Dünyamızda bu gün gerçekte var olmayan ama var olduğu iddia edilen “Uluslararası Hukuk” kimin haklı olduğuna değil, kimin daha güçlü olduğuna bakarak sonuca gitmektedir. Bunun örnekleri yıllardır Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun kararlarında, BM Genel Sekreterinin dönemsel raporlarında ve BM Güvenlik Konseyi’nin kararlarında görülebilir. Bu gerçeklerin ışığı altında önümüzdeki yıllarda daha güçlü olabilmek ve birlikte hareket edebilmek için gerekli olan “Birimiz Hepimiz, Hepimiz Birimiz” atasözümüzün gerçekleştirebilmesinin ve Rumeli ve Balkanlarda yaşamakta olan Türklerin Türkiye ve KKTC ile bir bütün halinde hareket edebilmesinin temelini atacak ve sağlayacaktır. 

 

References



[1] * Yakın Doğu Üniversitesi Öğretim Üyesi, SAMTAY VAKFI Araştırmacı Yazarı

[2] Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan Devletlerinin sıralaması, herhangi başka bir kıstas dikkate alınmadan sadece Alfabetik olarak yapılmıştır.

[3] Gagoğuzlar Ortodoks Hristiyan kökenli etnik Türklerdir. 11. yüzyılda Balkanlara göç eden Gagoğuzlar Ortodoks Hristiyanlığını kabul etmişler daha sonra Osmanlı yönetimi altında kalmışlardır. 18. ve 19. yüzyıllarda Balkanlarda başlayan ve bağımsız olma hedefini güden hareketler sırasında Bulgarların baskısına dayanamayan Gagoğuzlar, 1750-1846 yılları arasında Tuna ırmağı üzerinden Rusya'ya göç etmişler ve Tuna bölgelerine (1769-1791) ve Besarabya'ya (1801- 1812) yerleşmişlerdir. http://www.turkcebilgi.com

[4] Kafkasya’nın dağlık kesiminde Rusya Federasyonuna bağlı özerk Türk Cumhuriyeti. http://www.turkcebilgi.com

[5] Altay Cumhuriyeti, Asya’nın tam merkezinde Sibirya ormanları, Kazak bozkırları ve Moğolistan yarı çöllerin kesiştiği kavşakta yer alan dağlık bölgedir.  http://www.turkcebilgi.com

[6] http://www.stratfor.com/analysis/20090121_turkey_opportunity_regional_leadership

[7] The North American Free Trade Agreement (NAFTA) 1989,  Kuzey Amerika Ülkeleri Serbest Ticaret Anlaşması

[8] Avrupa Birliği, 1992.  Avrupa Birliği'nin temelleri 1951 yılında, altı ülkenin katılımıyla oluşturulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu'na ve 1957 Roma Antlaşması'na dayanmaktadır.

[9] Şanghay İşbirliği Örgütü (Shanghai Cooperation Organization) adını örgütün ilk toplandığı yerden --Şanghay-- almaktadır. Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan'ın 1996'da yılında oluşturdukları yapılanma Şanghay Beşlisi olarak anılıyordu. Bu örgüt 2001'de Özbekistan'ın katılımıyla üye sayısını altıya çıkarttı.

[10] Afrika Birliği, Afrika ülkelerinin tek çatı altında toplandığı kuruluştur. 1963 yılında kurulan 2002'de bu adı alan örgütün temel amacı Afrika ülkeleri arasında dayanışma ve işbirliğini artırmak olan ve merkezi Addis Ababa olan örgüttür. Fas hariç Afrika kıtasında bulunan tüm ülkeler bu birliğe üyedir.

[11] İslam Konferansı Örgütü ( Organization of the Islamic Conference) Eylül 1969 tarihinde Fas'ın başkenti Rabat'ta toplanıp, İslam ülkelerini çatısı altında toplamak üzere kurulan 57 üyeye sahip, Avrupa Konseyi veya Birleşmiş Milletler gibi uluslararası hukuk tüzel kişiliğini haiz bir uluslararası teşkilattır.

 

[12]1992 yılından beri belirli aralıklarla gerçekleştirilen zirvede Türk Dünyası'nın sorunları gündeme getirilmektedir. 3 Ekim 2009 Nahcivan Anlaşması'yla daimi sekreteryası kurulmuş ve adı Türk Konseyi olmuştur. http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk_Dili_Konu%C5%9Fan_%C3%9Clkeler_Zirvesi

[13] Kazakistan Türkiye İlişkilerinin “Mükemmelliğinde” Önemli Bir Tespit Noktası: “CICA” ya da “AİGK”, Dr. Kürşat Zorlu, 21. YÜZYIL Aralık ’10 • Sayı: 24 , sayfa 61

[14] Turgut Özal, Türkiye Cumhuriyeti’nin 8. Cumhurbaşkanı

[15] Süleyman Demirel, Türkiye Cumhuriyeti’nin 9. Cumhurbaşkanı

[16] A.g.e., S.61